Birbirlerinden değil,
Başkalarından zevk almaya devam ediyorlar.
Ve sanki bu çok doğalmış gibi davranıyorlar.
Her sabah başka biriyle uyanıyorlar yeni güne.
Hiç beraber uyanmadılar.
Tolunay Şahin - 25.10.2009
Hep cümleler arayıp duruyorum;nerede, ne zaman ve nasıl karşıma çıkacaklarını bilmeden.Bulunca da ardarda döküldükleri için mutlu olduğum cümleleri arıyorum."Şu"ndan,"Bu"ndan,"O"ndan etkilenip mutlulukları,hasretleri,kavuşmaları,acıları, sevinçleri,sorgulamaları,başkaldırıları,doğruları,yanlışları, sevdaları,haklılıkları,haksızlıkları,yani hayata ve insana dair olan herşeyi okuyacaksınız burada benim kalemimden. Keyifli okumalar. // ToLuNaY //
Birbirlerinden değil,
Başkalarından zevk almaya devam ediyorlar.
Ve sanki bu çok doğalmış gibi davranıyorlar.
Her sabah başka biriyle uyanıyorlar yeni güne.
Hiç beraber uyanmadılar.
Tolunay Şahin - 25.10.2009
bitişin başlangıç konuşması yaşandı bu akşam
yine
akıllarda sayısız düşünceler
birçoğu dile getirilmeyen
karşılıklı anlayış sözcükleri sarf edildi
yine
hıh! saçmalık!
ne anlayışı?
kimi anlama?
sadece bir oyun daha sergilendi yuvarlak masa etrafında
kediler gelip geçtiler sandalyelerin ayaklarının arasından
garson servis yaptı ve şahitlik etti konuşmalara
karşılıklı kandırma sanki sadakatmiş gibi sunuldu masada
sigaraların dumanları eşlik etti konuşmaya birer fincan kahve ile
ilk kalp atışları durmuştu çoktan
kendi hayatlarının peşinde koşmaya devam etme kararı verildi
birbirlerine karşı “sorumlu” değiller artık
konuşulanlar, planlananlar bir bir çöpe atıldı
başa dönüldü
ama başlangıç da bitişti zaten
Tolunay Şahin - 25.10.2009
Toprak uyandı.
Şehir uyuyor hala.
Ben yarı uyanığım.
Çıplak ayaklı çocuklar toprağın üstünde yürüyorlar.
Şehirde bir telaş başlıyor.
Güneş doğuyor, ısıtıyor ortalığı.
Geceye daha çok var.
Tolunay Şahin - 14.10.2009
“Kuşlar bile yere inmekten korkuyorlar.
Ben ise yerdeyim; uçmaktan korkuyorum.” demişti.
Tolunay Şahin - 13.10.2009
İstanbul, güzel şehir, karmaşık şehir. Bir kadının ruh halini saklıyor yedi tepesinde.
“Ağlıyorum, gülüyorum. Ne olduğunu anlamıyorum.” diye yineliyor her gün.
Bir yandan kırılgan ve duygusal, bir yandan vahşi ve ürkütücü.
“Hüzünlü orospu” ya benzetir bazıları onu. Bazıları da “alımlı bir kadın”a.
Sürekli saklasa da kendini, bulurlar onu. Binaltıyüz yıldır başkentlik ettirtiler ona.
Çok yoruldu, çok yıprandı.
Çok aldatıldı, çok tokat yedi.
Harabeye çevrildi. Ama yine de yılmadı.
Hala alımlı ve güzel bir kadın salınır iki kıta arasında.
Tolunay Şahin - 11.10.2009
Gözlerimde yaşlar; sessiz
Ağzımda bir türkü; sedasız
Kalbimde bir ağrı; hissiz
-iz, -ız
ya da
-uz, -üz
...
Tolunay Şahin
10.10.2009
Gecenin dağınıklığı vurmuştu şehrin üstüne.
Şehir dağınık,
Ben dağınık.
Tolunay Şahin
16.09.2009
Her şeyi o dağınık yatağın üstünde bırakıp çekip gitsek.
Kimseye bir şey söylemek zorunda değiliz ki!
Yatak bizim, dağınıklık bizim!
Yatak, mavi çarşafla kaplıyken birden bire kıpkırmızı olmuş.
Kime ne!
Sadece sen ve ben biliyoruz gerçeği.
Pencereyi açıyorum; hafiften rüzgar esiyor.
Rüzgar, yüzümü ve bedenimi yalayarak geçiyor.
Usulca odanın içinde salınıyor.
Mavi-kırmızı çarşaf ürperiyor, sen ürperiyorsun.
Kendine sakladığın her şey işte şimdi orada!
O pencerenin arkasında.
Tolunay Şahin
12.09.2009